lavi - sanat - terapi - bağımlılık - danışmanlık - eğitim - kurumsal - atölye -farkındalık - çocuk - kitap - çocukkitap - sanatlaterapi - film - destek - depresyon

Audrey Hepburn (1929-1993)

Masumiyet ve zarafetin simgesi; İngiliz-Hollandalı sinema oyuncusu, moda ikonu ve hayırsever Audrey Hepburn 4 Mayıs 1929’da, Belçika’nın Brüksel Bölgesinde Ixelles’de doğdu. Annesi Hollandalı bir barones, babası İngiltere’nin zengin bankacılarından biriydi. 

Babası iş gezileri nedeniyle genellikle evde bulunmuyordu, evde olduğu zamanlarda ise annesiyle sık sık tartışıyordu. Babasının onları terk edip gitmesi üzerine annesi kızı Audrey’yi alıp Hollanda’ya yerleşti.

Alman ordularının Hollanda’yı da işgal etmesi üzerine tanıklık ettiği pek çok olayla zor bir çocukluk geçirdi. Hitler’in Hollanda kaynaklarını Almanya’ya aktarmasıyla Kıtlık Kışı denilen günlerin yaşandığı, insanların hayatını kaybettiği bu günlerde, Audrey’de yetersiz beslenme sebebiyle astım ve sarılık gibi hastalıklara yakalandı. 

Savaş sonrası Londra’daki bir bale okulunun seçmelerine katılan Audrey Hepburn, İngiltere’ye yerleşti ve önce dansçı sonra da oyuncu olarak sahnedeki yerini aldı. Güzelliği ve zarafetiyle hemen fark edilen oyuncu ilk büyük müzikali Gigi’de aldığı rol sayesinde tüm dikkatleri üzerine çekti.  

Arkasından William Wyler’in yönettiği Roman Holiday filminde başrolü oynadı ve bir prensesi canlandırdığı bu film sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü’nü kazandı.  Bundan sonra hızla yükselmeye devam etti ve arka arkaya pek çok başarılı yapımda yer aldı. 1954’te usta yönetmen Billy Wilder’ın “Sabrina”sında ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile rol alan güzel yıldız bu filminden bir Oscar adaylığı kazandı. 

“War And Peace”, “Funny Face”, “Love in the Afternoon”, “Green Mansions” ve “The Unforgiven” gibi filmlerde rol aldı. Dönemin en ünlü yönetmenleri ve aktörleri ile çalışan Hepburn çalıştığı herkesi kendine hayran bıraktı. “My Fair Lady”, “Breakfast at Tiffany’s” ve “Wait Until Dark” gibi filmlerle büyük başarı kazandı.

Filmlerinin yanı sıra evlilikleri ve ilişkileri ile de gündemde olan Audrey Hepburn, hayatını kaleme alan Donald Spoto tarafından aşkta kaybeden kadın olarak nitelendirilmiştir.

William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk, çocuk sahibi olamayacağını öğrenince sona erdi. 

1953 yılında katıldığı bir partide tanıştığı Mel Ferrer ile 1954 yılında evlendiler. 1960 yılında bir çocukları oldu. Çocuğu için kurtarmaya çalıştığı evliliği  1967 yılında sona erdi.

1968 yazında tanıştığı İtalyan psikiyatrist Andrea Dotti’yle 1969 yılının Ocak ayında evlendi.Bir yıl sonra çocukları olan çift dışardan mutlu görünse de oldukça sıkıntılı bir süreçten geçiyordu. Çapkınlığıyla ün salmış Andrea defalarca Audrey’i aldatmıştı. Audrey buna daha fazla katlanamayarak 1982 yılında Andrea’dan ayrıldı. 

Son ilişkisi Hollandalı aktör Robert Wolders’la mutluluğu yakaladı. Kendisi gibi Kıtlık Kışı döneminde Hollanda’da aynı sıkıntıları yaşamıştı, birbirlerini anlıyor ve çok seviyorlardı. Hayatının sonuna kadar birlikte oldular. 

Hayatının son beş yılını Dünya’nın dört bir yanında yardıma ihtiyacı olan insanlara adadı. 1989 yılında UNICEF iyi niyet elçisi seçildi.  

Audrey Hepburn 1990’da oyunculuğu askıya aldı ve yalnızca çok özel projelerde yer aldı. 20 Ocak 1993’te İsviçre’de 63 yaşında kolon kanserinden hayatını kaybetti.

”Audrey Look” denilen stili hala günümüz modasını etkilemeye devam etmektedir.

“Pembeye inanıyorum. Gülmenin en iyi kalori yakan şey olduğuna inanıyorum. Öpüşmeye, çok öpüşmeye inanıyorum. Her şey ters gider gibi görünürken  güçlü olmaya inanıyorum. Mutlu kadınların en güzel kadınlar olduklarına inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.”

Audrey Hepburn